- Genel
- Köyümüz Hakkında
- Kardeş Siteler
- Vefat Edenler
- Bir Hayat Hikayesi
- Resim Galerisi
- Kim Nerede Yaşıyor
- Mutlu Günlerimiz
- Tüm Haberler
- İz Bırakanlar
- Cahit Can
- Ziyaretçi Defteri
- SPOR TURNUVA 2009
- İhsan Yalçın
- REKLAMLAR
- Sizden Gelenler
- Bizim Oralar
- Videolar
- TAVUSKER-MALAKES YAYLASI
- Tandir Ekmegi Yöremiz
- Dinimiz İslam
- Canlı Radyo Dinle
- Resim Galerisi Yeni
- Köyümüzün İleri Gelenleri
- BU GÖRÜNTÜLER KAÇMAZ
- Mikail Ceylan
- Güllerin Dünyası
- Yaz Gülü
- Kadir Haşimoğlu
- TEMEL ATA
YİNE YAHUDİ’NİN YAHUDİLİĞİ TUTTU
YİNE YAHUDİ’NİN YAHUDİLİĞİ TUTTU
YİNE YAHUDİ’NİN YAHUDİLİĞİ TUTTU
Yahudi, yıllardır Ortadoğu’da kan akıtıyor, ocaklar söndürüyor; çoluk çocuk, yaşlı genç demeden katliam yapıyor. Ve bu katliamlarını, kör dünyanın gözleri önünde sık aralıklarla tekrarlıyor. Ne yazık ki kör dünyanın kulakları da sağır; mazlumların Ortadoğu’dan yükselen sesini bir türlü duymuyor ya da duymamak için kulaklarını tıkıyor.
İsrail, şimdiye kadar yaptığı katliamları unutturacak yeni bir katliamını da bugünlerde yürürlüğe koydu Gazze’de. Tanklarla, panzerlerle yerleşim merkezlerini yerle bir ediyor. Yahudi’nin gözünü öyle bir kan bürümüş ki sivil halk, çoluk çocuk demeden kasıp kavuruyor ortalığı… Hastahanelere ve basın merkezlerine dahi saldırmaktan çekinmiyor. Ve bugün artık Gazze, bir enkaz yığını haline gelmiş durumda.
Son haberlere göre İsrail ateşkes ilan etti. Biz dâhil bütün dünya bunu nerdeyse alkışlayacak. Peki, yaptıkları yanına mı kalacak? Elbette yanına kalacak. Şimdiye kadar da öyle olmadı mı? Yaktı, yıktı, öldürdü; hesap soran mı oldu?
Peki, bu ateşkes ilanihai mi olacak? Elbette ki hayır! İsrail, vurkaç taktiği ile hareket ediyor. Yakıp yıkıyor, kan akıtıp can alıyor; sonra sözüm ona ateşkes ilan ederek dünya kamuoyunun ağzına bir bal çalıyor, yaptıklarını unutturuyor, bir zaman sonra yeniden katliama başlıyor. İsrail bunu hep yapıyor ve bundan sonra da yapacaktır.
Peki, İsrail bu gücü nerden buluyor?
Bu sorunun cevabını ancak tarih verir. Yani bu soruyu cevaplayabilmemiz için tarihte bir seyr ü sefer yapmamız lazım. Malum olduğu üzere Yahudiler, Allah’ın lanetlediği bir kavimdir. Lanetlenmelerinden dolayı yurtlarını kaybetmişler ve dünyanın dört bir tarafına dağılmışlar. Fakat ayrılmadan önce, aralarında gittikleri yerlerde Yahudi olduklarını unutmayacaklarına, Yahudi menfaati için çalışacaklarına ve birgün kutsal topraklarda toplanacaklarına dair söz birliği yapmışlar. Gittikleri yerlerde hizmetçilik bile yapmışlar. Ama hizmetçilik yaptıkları evin çocuklarını Yahudi sever olarak yetiştirmeye çalışmışlar. Ticaret yapmışlar; fakat kazandıkları paraları o ülkede harcamamışlar, İsrail’e göndermişler. Yaşadıkları ülkede, her yolu deneyerek söz sahibi olmaya, köşe başlarını tutmaya çalışmışlar. Ama bütün bunları varlıklarını ve milliyetlerini belli etmeden yapmaya itina göstermişler. Yani görünmeyen güç olmayı tercih etmişler.
Toplanma vakti gelince kendilerine yurt yapabilecekleri topraklar aramışlar. Ve 1902 yılında Sultan II. Abdülhamit Han’ın kapısını çalmışlar. Sultan II. Abdülhamit Han, onları huzuruna kabul etmeyince onlarda Tahsin Paşa vasıtası ile padişaha tekliflerini iletmişler.
Bugünkü Filistin topraklarının kendilerine vermesi karşılığında;
1-Osmanlı devletinin otuz üç milyon İngiliz altınına ulaşan borçlarının tamamını ödemeyi,
2-İmparatorluğu korumak için 120 milyon altın franka mal olacak deniz filosu yaptırmayı,
3-Devletin mali durumunu canlandırmak için otuz beş milyon altın lira faizsiz borç vermeyi taahhüt ediyoruz, demişler.
Sultan II. Abdülhamit Han’ın cevabı manidar:
“Ben bir karış toprak dahi veremem. Orası benim kendi mülküm değil, milletimin mülküdür. Milletim bu yer için savaşmış ve orayı kanı ile sulamıştır. Yahudiler milyonlarını kendilerine saklasınlar. Bir gün gelir de İmparatorluğum parçalanırsa işte o zaman Yahudiler, Filistin'i para ödemeden alabilirler. Fakat ben sağ olduğum müddetçe bedenimin neşterle yarılması, Filistin'in İmparatorluğumdan koparılmasından benim için daha kolay bir hadisedir. Bu imkânsız bir şeydir. Ben daha sağ iken bedenimizin üzerinde otopsi yapılmasına asla müsaade edemem."
Sultan II. Abdülhamit Han, toprak vermemiş, ama İmparatorluk dağılınca Yahudiler 1948 yılında bu toprakları işgal edip devletlerini kurmuşlar.
Sonra başlamışlar İsrail’den dünyayı yönlendirmeye ve yönetmeye. Bugün her ne kadar da dünyanın süper gücü olarak ABD biliniyorsa da, dışarıdan bakıldığında öyle gözükse de, aslında işin aslı hiç de öyle değil. Tam tersine ABD, İsrail’in ileri bir karakoludur. çünkü ABD ekonomisi (demir-çelik sanayi, petrol şirketleri vs.)tamamen Yahudi zenginlerinin elindedir. ABD, Yahudilerin hoşuna gitmeyecek bir şey yapacak olsa Yahudiler ABD ekonomisini bir anda felç ederler. ABD, bunu bildiği için elinden geldiği karar itin kuyruğuna basmamaya çalışmaktadır.
ABD’de nüfus sayımı yapılır, ABD’de her milletten ne kadar insan yaşadığı tespit edilir, fakat Yahudilerin sayısını kimse bilemez. çünkü onlar kendilerini gizleyip daha güçlü olmaya çalışırlar ve bunu da becerirler.
Aynı durumlar diğer milletler için de söz konusudur. Yani bütün Avrupa devletlerinde, Yahudiler; ekonomide, ticarette, yönetimde, siyasette, cemiyet hayatının her sahasında söz sahibidirler, fakat kimse söz sahibi olanların Yahudi olduğunu pek bilmez.
Bizde de öyle değil mi? Açın bakın Mason Localarının kayıtlarına, ne bakanların; ne başbakanların, ne yüksek rütbeli subayların, ne genel müdürlerin, ne mebusların, ne iş adamlarının izine rastlarsınız orada. Ticari faaliyet yürüten şirketlerde işin cabası… İşte size yüzlerce belki de binlerce Yahudi şirketinden ve markasından sadece çok bilinenleri:
AEG, Alo, Anadol, Ankara Gaz, Arçelik, Atlas, Auer, Austin, Aygaz, Bayer, Bayraklı, Bedford, Beko, Bendix, Binaca, BMC, Bosch, Bossa, Bozkurt, Brown, Bursagaz, Bussing, Caterpillar, Coca Cola, Cola, çBS, Dandy, Derby, Desoto, Dodge, DYO, Edison, Efes Pilsen, Electrolux, Elvan, Evsan, Fargo, Fiat, Ford, Fruko,General Gibbs, Goodyear, Grundig, Henkel, Hoover, İ.M.Ericcson, İpana, İpragaz, İzocam, John Deere, Lüx, Magirus, Man, Massey Ferguson, Mercedes, Mobil Gaz, Mobil, Murat, National, Nestle, Nokia, Nordmende, Olivetti, Omo, özaltın, Pepsi, Persil, Pfizer, Philisp, Pirelli, Profilo, Puro, Renault, Roche, Salat, Sana, Sandoz, Sanella, Siemens, Sierra, Singer, Skoda, Soley, Tekfen, Telefunken, Tuborg, Tursil, Turyağ, Türk Demir Döküm, Ufa, Uniroyal, Varta, Vim, Vita, Volksvagen, Yedigün, Zetina…
İşte Yahudiler, bu ve benzeri ticari faaliyetlerle elde ettikleri paralarla İsrail’de katliam makineleri üretiyorlar. Yahudilere karşı yürütülecek en büyük ve en tesirli savaş onların markalarını, mamullerini boykot etmektir. Biz onlara para kazandırdığımız sürece onlar da katliam yapmaya devam edecektir elbette.
Görüldüğü gibi Yahudi milleti, dünyada koskocaman bir örümcek ağı kurmuş. Kendisi pusuda. Ağına düşürdüğünü önce etkisiz hale getiriyor, sonra da işini bitiriyor.
öyle zannediyorum ki bu açıklamalardan sonra “Peki, İsrail bu gücü nerden buluyor?” sorusunun cevabı da netleşmiş oldu.
Bugün bu felaket Filistin’in ve Gazze’nin başına geldi. Yarın başkalarının ya da bizim başımıza gelmeyeceği ne malum? Gerçi bugün yaşamakta olduğumuz musibetlerin çoğu Yahudi menşeli değil mi? O zaman yapılması gereken, önce yurt içinde bu tehlikeye karşı uyanık olmak ve gerekli tedbirleri almak, daha sonra da insanlığın ortak düşmanına karşı, İslam ülkeleri ile stratejiler geliştirmek.
Şu anda, Allah, Ben-i İsrail kavminin şerrinden önce Türk milletini, sonra da bütün insanlığı korusun, demekten başka bir şey gelmiyor elimizden.



del.icio.us
Digg
Yorumlar (1 Gönderilenler):
Yorum Gönder